25 Nisan 2017 Salı

PSİKOPAT MÜDÜR YOK OLUYOR

                              


Geç kaldım. Hem de çok.  Kaza da tam beni buldu. Öyle sinir bozucu bir müdürüm var ki “Yolda kaza vardı” desem, “Başka bir yoldan gitseydin o zaman” der.  O derece yani. Durumu anlamak için camdan kafamı uzatıyorum. Yok, açılacağı yok bu yolun. Geç kaldığımı görünce ne kadar konuşacağı gözümde canlanıyor. Of! İçim sıkıldı şimdiden. Bari Engin görmese… Onun önünde çocuk gibi azarlanırsam utancımdan ölürüm.

21 Nisan 2017 Cuma

1 FİLM 1 ŞARKI

Sevgili Gizem düşünüyor bir etkinlik yapmış. Kendisi Nisan ayında izlediği filmi ve en çok dinlediği şarkıyı paylaşmış. Beni de etkinliğe davet etmiş. Teşekkür ediyorum J
Ben önce şarkılardan başlamak istiyorum. Paylaşmak istediğim çok güzel şarkılar var. Ben İspanyolca öğrendiğim için bu dile çok meraklıyım. Dolayısıyla İspanyolca şarkılar çok dinliyorum. Aslında bir şarkı değil de birçok şarkının olduğu bir video var bu ara çok sık dinlediğim. Bakalım beğenecek misiniz?


18 Nisan 2017 Salı

BİR GERİLİM ÖYKÜSÜ -2


Köy evi deyince benim aklıma; İki katlı, bacasından duman tüten, bahçesinde minik domatesleri olan bir ev gelmişti. Ama onun yerine karşımda bir villa görüyorum. Babam, anneme adresin kesin burası olup olmadığını soruyor. Annem de şaşkınlıkla adresin yazdığı kâğıda bakıyor ve “vallahi burası” diyor. Neriman zengin mi olmuş? Yok artık!
Neriman teyzeyi görkemli kapının önünde görününce anlıyoruz doğru yere geldiğimizi. Yanında da yüzünde her daim sevimsiz bir sırıtma olan kocası Salih duruyor. Oldum olası sevemedim şu adamı. İyi ama bunlar nasıl almış ki bu evi? Üstelik havuzlu, bayağı lüks bir villa.

14 Nisan 2017 Cuma

EKVATOR ÇİÇEĞİNİN GİZEMİ



Merhabalar. Atölyede yazdığımız, “Ekvator Çiçeğinin Gizemi” isimli kitabımızın tasarımı bitti. Görünce çok heyecanlandım ve sizlerle paylaşmak istedim.
Konusunu hemen anlatayım;

Fatma’nın hayatında her şey yolundaydı. İyi bir işi vardı, düzenini kurmuştu ve hayatında ilk defa birinin onu sevdiğine inanıyordu; Ali’nin. İstanbul’da hayatını devam ettirmeyi, Ali’yle bir hayat kurmayı hayal ettiği sırada Kapadokya’dan hayatını değiştirecek bir balonun ona doğru yola koyulduğundan habersizdi. O balonun içinden çıkan; Ünlü Uluçınar ailesinden gelen iş teklifinden başka bir şey değildi. Önüne gümüş tepsiyle sunulmuş bu fırsatı tepmeyi göze alamadı. Düzenini bozup, o büyülü yere, Kapadokya’ya gitmeye karar verdiğinde çok doğru bir şey yaptığından da emindi.  Fakat bilmediği bir şey vardı; Uluçınar ailesinin, gizemli yer altı şehirlerinde sakladıkları… Üstelik bir anda karşısına çıkan tuhaf bir yaşlı kadın Fatma’ya çok tehlikeli bir çiçekten bahsediyordu; Ekvator çiçeğinden. Çok nadir açan bu çiçeğin filizlendiği yerde bir devir kapanır, bir devir başlar. Bu devir ise her şeyi alt üst eden bir devir olacaktır. Fatma’nın otele gitmesiyle yıllardır açmayan çiçeğin yapraklarını oynatmaya başlaması tesadüf olmayacaktır… 

Umarım beğenirsiniz. Bana fikirlerinizi belirtirseniz çok sevinirim…

11 Nisan 2017 Salı

BİR GERİLİM ÖYKÜSÜ


                                           

Işık geçirmez perdelerimi sımsıkı kapattığım halde muzır güneş ışığı, “ben geldim” dercesine yüzüme vuruyor. Normalde çok severim aslında böyle uyanmayı. Sıcaklık yanağına hafif hafif dokunur, ısınırsın, tembelce yatakta gerinirsin… Bir de dışarıdan serçelerin sesleri gelirse kulağına için huzurla dolar. Hemen yürüyüşleri aklıma gelir benim. Daha doğrusu zıplayışları... Daha çocukken gülerdim onların o zıplayarak yürümelerine hala da gülerim. Sonra da yataktan hemencecik kalkarım o neşeyle. Fakat işte bugün yorganı kafama çekip saklanmak istiyorum. Bugün bana soğuk terler döktürecek, köşeye sıkıştıracak, delice sorular soracak, üzerime üzerime gelecek insanların olduğu bir yere gidiyorum. Köye bayram ziyaretine!

9 Nisan 2017 Pazar

SANAT DÜŞMANINA



















Farklı renklerde görür herkes hayatı
Kiminin televizyonu renkli, kiminin hala siyah-beyaz
Kimine parklar cennet bahçesi
Kulak gerek duymaya kargadaki güzel sesi
Sokaktaki İran kedisine gülümsemek,
İşte bunlar seni mutlu eder
Senin için renkliyse eğer

İçi gri olanlar var bir de
Dalları kupkurudur onların
Kedi pis gibi görünür onlara
İnsana bile gülümsemez ki
Mutsuzluğun siyah dumanı tüter onun bacasından

Böylesine her yer erguvan olsa kaç yazar…
Sanat düşmanıdır o
Ona tablolar kapkara
Anlayamaz bizim gülümseyişlerimizi
Bu yüzden düşmandır ya bize
Kendi gibi olalım diye
Simsiyah boyayı atar üstümüze

O zaman inadına gökkuşağı olmak,
İnadına güneş gibi doğmak düşer bize...

Yasemin IŞIK



8 Nisan 2017 Cumartesi

İLK MİM TECRÜBEM

Herkese merhabalar. Bloglarda hep gördüğüm bir şeydi bu “Mim.” Fakat ne olduğunu bir türlü çözememiştim. Hem çok yeni olduğumdan hem de teknoloji konularında çok kötü olduğumdan(yayımlanmayı bekleyen yorumlar kısmını yeni keşfettim, gerisini siz düşünün). Sevgili Deeptone  da sağ olsun uzun uzun anlattı. En sonunda anladım. Sabırlı bir insanmış vallahi. Sevgili Fulya Erdoğan a da beni mimlediği için teşekkür ederim:))
    
      En sevdiğimiz üç markayı sormuştu Deeptone. (Her şey olabilir) 

7 Nisan 2017 Cuma

HAYVANLAR BENİ SEVİYOR MU?

Bu yazımda hayvan sevgisine farklı bir açıdan bakmak istiyorum. Ben hayvanları çok severim (biraz aşırı) Ne zaman bir kedi, köpek görsem yolumu değiştirir, peşine takılırım. Yolda her gördüğüm hayvan sevmek için durduğumdan gideceğim yere geç kalırım. Benimle yürüyenler de hafif agresif olurlar bu durumdan dolayı. Çünkü arkasını döndüğünde beni göremez. Nerede bu derken bir bakar bir köşede ya bir kediyle oynuyorum ya bir köpekle. Bu durum tekrarlarsa sonu küçük çaplı bir sinir krizine kadar gider... Birkaç defadır kendi kendilerine konuştuklarını fark edince biraz asabileşiyorlar da…

Siz de benim gibiyseniz beni anladığınızı düşünüyorum. Üstüm başım hep tüy içindedir benim. Hatta şu kıyafetlerden tozları toplayan aletten(adını bilmiyorum) bir tane çantamda taşımayı düşünüyorum. Bu gün de otobüsle giderken bir tane yavru, beyaz “golden” ve bir sokak köpeği gördüm. Yan yana oturuyorlardı. O durağı geçmiş olmama rağmen onlarla oynamak için otobüsten inip, geri yürüdüm. Bu hep yaptığım bir şeydir. Her gördüğüm hayvanı sevmek için atlarım; “Gel kızııım!! Ayyyy çok tatlı!!!” diye neşeyle ona doğru koşarım. Onlar benim için mutluluk kaynağıdır. Acaba ben de onlara doğru koştuğumda, onlar için mutluluk kaynağı oluyor muyum?

3 Nisan 2017 Pazartesi

GÖZÜME ASETON KAÇTI

Bu kadar telaşlı bir insanın başına gelmesi gereken en son şey gözüne aseton kaçmasıdır. Gerçi büyük ihtimalle diğer insanlarında da başına gelmesi gereken en son şeydir. Yani ben, benden başka gözüne aseton kaçırmayı becereni duymadım. Neyse… Panik bir insansanız aman asetondan uzak durun. Ondan sonra , “Kör mü olacağım” diye hastaneye koşuyorsunuz.

O gün canım biraz sıkkındı ama önceden ayarladığım için akşam dışarı çıkacaktım. Saçıma maşa yapmış, makyajımı tamamlamıştım. Az vaktim kalmıştı. Bir baktım ojem kötü görünüyor, “Dur iki dakika şunları sileyim” dedim. Demez olaydım! Asetonun kapağını açtığım sırada annem aradı. Kapağını öylece açık bıraktım ve annemle konuşmaya başladım. Daha doğrusu tartışmaya başladım. Zaten canım sıkkındı daha da asabım bozuldu. Telefonu kapatıp, yatağın üstüne attığım gibi sen al kapağı açık asetonu, vur masaya… Sinirliyim ya. Artistlik yapacağım ya. Gözüme aseton şap diye bir sıçradı... Al sana artistlik! Ben böyle bir acı daha önce hissetmemiştim. Bağıra bağıra banyoya koştum. Ama nasıl koşmak… Çığlık çığlığa. Dışarıdan duyan kesin biri beni boğazlıyor sanmıştır. Gözümü öyle bir yandı ki kör olacağım zannettim. Yok, kesin kör olacaktım! "Allah'ııım! Genç yaşımda başıma bunlar da mı gelecekti? Kör mü olacağım!" Ağlaya ağlaya lavaboda gözümü yıkamaya başladım, “Allah’ım! Ne olur gözümü bana bağışla!!” 
Senin neyine artistlik yapmak…