2 Mayıs 2017 Salı

PSİKOPAT MÜDÜR YOK OLUYOR-2

                                     

Yok canım. Ben diledim diye koskocaman adam yok olacak değil ya. Buralarda bir yerlerde olmalı…
“Eda, ne yapıyorsun?”
Kafamı kaldırdığımda Engin’in bana tuhaf bir şekilde baktığını görüyorum. Ne kadar süredir aynı noktaya bakıp, öylece duruyorsam…
“Hiiç.”
“Ne düşünüyorsun?” diye soruyor bu kez de.
Hiç canım. Venüs’ün etkisiyle bizim müdür yok oldu mu, onu düşünüyorum. Her zamanki şeyler işte.
“Yok, bir şey.”
Engin, “Bir tuhaf görünüyorsun da…” diye konuşmaya devam ederken ben hala daha Sedat Bey bir yerden çıkabilir diye etrafa bakınıyorum. Ne bileyim, belki masanın arkasına saklanmış bizi izliyordur. Manyak sonuçta. Belli olmaz. Anlamıyorum. İki dakikalığına kafamı eğmiştim. Tam şu noktada duruyordu. Şuracıkta. Şu yerdeki sineğin durduğu noktada… Sineğin… Aman yarabbi!
Birden, Sedat Bey çok yapışkan olduğundan ve sürekli konuştuğundan adama sürekli “sinek gibi” dediğimi hatırlıyorum. “Üf sinek gibi! Yapışır gitmez şimdi.” “Vız vız öter yine.”



Tabi ya! “Uçmadı ya” diyordum ama meğer uçmuş hakikaten de. Allah’ım! Koskocaman adam benim yüzümden sinek mi oldu? Engin’i ittirip sineğin olduğu yere eğiliyorum. Yerde kıpırdamadan duruyor zavallım.
Engin de ne yaptığımı görmek için sineğin olduğu yere doğru bir adım atıyor.
“Hayır!” diye üzerine atlıyorum. Of ya! Adamı ezecekti az kalsın. Biraz fazla bağırmış olmalıyım ki herkes dönüp bize bakıyor.
“Eda ne yapıyorsun?” diyor Engin de şaşkınlıkla.
“Sineğin üstüne basacaktın!” diyorum ve sineği yerden alıp, inceliyorum. “Ölmemiştir değil mi?”

Engin bana bir kaçıkmışım gibi bakıyor. Sanırım artık bu muhabbetten sonra aramızda bir şey olması mümkün değil. Beni sinek besleyen bir manyak zannetti galiba. Evde de böyle sineklerim varmış, onları seviyormuşum… Sinek de, şey Sedat Bey de şaşkın şaşkın duruyor. Hiç kıpırdamıyor. Ne yapsın adamcağız? Birden bire sinek olmak kolay mı? Ezilmesin diye cam kenarına koyuyorum,
Heh! Kıpırdıyor. Çok şükür ölmemiş diye el çırpıyorum. Yanımızdan geçen kızlar bana tuhaf bakışlar atıyor. Engin de yüzünde garip bir ifadeyle yanımdan ayrılıyor. Eh, bir daha uğrayacağını da sanmıyorum zaten.

Saatler geçiyor. Artık herkes Sedat beyi aramaya başlıyor. Ne patron, ne karısı kimsenin haberi yok. Ofiste herkes nöbet tutmaya başlıyor. Hatta karakola haber veriliyor. Nelere sebep oldum! Bilseydim böyle olacağını vallahi dilemezdim. Ailesi, tanıdıkları ofise geliyor. Polis her yere bakıyor ama bulamıyor. Eşinin gözü yaşlı, çocukları ağlıyor. Allah’ım ben ne yaptım! Resmen bir aileyi dağıttım! Ne yapacağım şimdi? Hiçbir dileğim kabul olmaz, ola ola bu mu oldu? Kadının  “Sedat nerede?” diye feryadını duyuyorum. Of içim parçalandı. Ablacım nasıl diyeyim ben sana kocan sinek oldu diye? Böyle kader mi olur? Birini bulup evleniyorsun, adam sineğe dönüşüyor. “Sinek kadar kocam olsun, başımda olsun” diyen hanımlar. Buyurun bakalım! Öyle oluyor muymuş?
Beklemeye devam ediyoruz. Ofiste herkes yorgun... Benim de gözlerim kapanmak üzere. Fakat gözüm hep sinekte. Acaba gidip konuşsam, kim olduğunu hatırlar mı? Yok yok. Yakalanırsam bu defa beni hastaneye götürürler.
Cam kenarına bakınca sineğin canlanmaya başladığını görüyorum. Uçmaya başlıyor. Ben de onu takip ediyorum. Karısının tepesine konuyor. Ah canım benim! Nasıl da biliyor kime gideceğini… Fakat kadın eliyle ittiriyor. “Ay! Çekil be!”

Onun rahatsız olduğunu gören Gökhan, “Ben hallederim Gül Hanım” diye eline sinekliği alıyor. Aman Allah’ım… Hayır!
Sinekliği almak için adamın resmen üzerine atlayınca Gökhan neye uğradığını şaşırıyor,
“O da bir canlı” diyorum nefes nefese. Sinekliği elinden kapıp, saklıyorum. Herkes bana bakıyor. Evet, şu an delirdiğim resmi olarak kayıtlara geçmiş bulunuyor.
“Eda sinekle bir bağ kurdu da” diyor Engin duruma bir açıklama getirerek.  
Neyse ki çocukları gelince ilgi üzerimden gidiyor. Ailenin birbirine sarıldığını görüyorum. Şimdi ağlayacağım… Ah Eda ah! Dağ gibi adam yok oldu sayende. Allah’ım Sedat Bey gelsin vallahi bir daha şikayet etmeyeceğim. Tek laf etmeyeceğim.

Saat gece yarısını geçti artık. Patron gelip, “Umudunuzu kaybetmeyin” diyor. Bir yolu yok mu bu adamı döndürmenin? Ben bu vidan azabıyla yaşayamam. Ofistekiler de bir yandan Sedat Beyi çekiştiriyor. “Yok, o manyak çıkar bir yerden, kesin bizi deniyordur” gibi şeyler söylüyorlar. E sinek de üzerlerine uçuyor tabi. Vallahi duyuyor hepsini. Sokacak şimdi haberleri yok. Gözüm onlarda ama. Sinekliği alırlarsa hemen müdahale edeceğim. Millet benden korkusuna sineğe bulaşamıyor gerçi.

Beklemeye devam ediyoruz. Bir kez daha kontrol için camın kenarına bakıyorum, yok! Gitmiş! Nereye gitti? Yere falan konarsa yine biri üzerine basabilir… Of ya! Deli gibi aranmaya başlıyorum. Belki buralarda bir yerlerdedir. “Sineği gördünüz mü?” diyecek halim de yok ya. Aaa kesin Gül hanımın yanındadır. Gül hanıma doğru eğiliyorum. Kafasına konmuş olabilir mi?
“Ne yapıyorsun?” diyor ters ters.
“Eee parfümünüz çok güzelmiş de… Acaba markası ne diye…”
“Sen benimle dalga mı geçiyorsun” diye bağırıyor. Herkes bize dönüp bakıyor. Engin geliyor, “Kusura bakmayın. Eda bugün pekiyi değil de…” deyip beni kolumdan tuttuğu gibi çekiyor. Gül hanımın arkamdan, “Manyak mıdır, nedir” dediğini duyuyorum. Manyakmış! Ben senin kocanı kurtarmaya çalışıyorum. Fakat sonra bir şey fark ediyorum; Hayır! Biri camı açmış! Oradan çıkmış olmalı.
 “Camı kim açtı?” diye soruyorum panikle.
“Beeen” diyor Naz bir anlam veremeyerek.
“Neden açtın?” diye feryat ediyorum ellerimi saçlarıma götürerek.
“Sıcak olmuştu” diyor ifadesiz bir yüzle. Gözlerim dolmaya başlıyor. Kim bilir nereye gitti dışarıda? Nereden bulacağım şimdi onu? Cam kenarına yaslanıp ağlıyorum; “Allah’ım! Katil oldum!” Naz da arkamdan “deli” manasına gelecek el işaretini yapıyor.

Engin yanıma geliyor, “Eda ne yapıyorsun? Ne oluyor sana böyle?”
Sana ne. Hem anlatsam sanki inanacaksın da sanki. Kim bilir başına ne geldi… Dışarıda, bu soğukta ne yapar? Yemek bulabilir mi? Sinekler ne yiyordu acaba?
Engin’e, “Ben gidiyorum. İyi akşamlar” deyip ofisten çıkıyorum. Arkamdan sesleniyor ama cevap vermeden gidiyorum.
*

Gece hiç uyumadan sabah ofise varıyorum. Bütün gece internetten sinekler ne yer, nerede yaşar diye baktım. Eh, karşıma pek hoş şeyler çıkmadı. Oralara gidebilmem pek mümkün değil. Bu vicdan azabıyla nasıl yaşayacağımı bilmiyorum. Ağlamaktan gözlerim şişmiş, resmen çökmüşüm. Ben bitap bir halde içeriye giriyorum ama herkesin gayet neşeli olduğunu görüyorum. Resmen gülüyorlar. Bu ne neşe? Hayret bir şey ya!
Naz’ın yanına gidiyorum, “Tamam sevmiyorsunuz biliyorum ama yani adam yok oldu gitti, siz gülüyorsunuz…”

“Ne yok olması şekerim?” diye cevap veriyor Naz. “Adam İtalya’daymış.”
Ne ne! Neredeymiş? Naz çıkarıp bir fotoğraf gösteriyor. Sedat Bey yanında bir kızla, havuzda poz vermiş. Gül hanımla olan ortak hesabından paraları alıp gitmiş meğer. Hesapta hiç para bırakmamış.

Kafamı çevirince perdenin arkasında vızır vızır uçan sineği görüyorum.  O sırada Gül Hanım bir hışımla içeri giriyor. Sedat’ı bulursa öldüreceğini söylüyor. Bu Sedat sinek değil, çakalmış resmen. Ben de tam bir kuş!
O pislik yüzünden şimdi Engin de beni deli sanıyor, iyi mi… Durumu açıklamak için Engin’in yanına gidiyorum, “O tuhaf hareketlerim yüzünden kusura bakma. Yani ben öyle biri değilim…” duraksıyorum, “Eee nasıl desem… Benim aslında sineklerle bir alakam yok. Gerçekten.”

Allah’ım. Böyle bir cümle kuracağım aklımın ucundan geçmezdi. “Benim o adamla alakam yok” falan bir derece de, “Benim o sinekle alakam yok” nedir? Neyse ki Engin gülüyor. Ardından güzel bir sohbet ediyoruz ve beni kahve içmeye davet ediyor.

Eh, ben de bu olaydan sonra o Venüs- Mars saçmalıklarına inanamamak gerektiğini anlıyorum. Ha bir de, sinirimi bozan “insanları” bir sinek olarak görmeyi öğreniyorum.

NOT: Sevgili okurlar; Aranızdan tüm iyi niyetiyle Engin'le kavuşmam için dua edenler olmuş. Çok tatlısınız, teşekkür ediyorum ama üzülerek söylemek zorundayım ki Engin diye biri yok. Pislik Sedat hatta sinek de yok. Çünkü olay tamamen kurgu:))) Ama tabi "yok ben illa da dua edeceğim sana" diyorsanız edebilirsiniz yani, bir şey demiyorum. İsim bölümünü boş bırakıp, genel bir dua edebilirsiniz. Dualara her zaman açığım. Gerçi bu da "İsim bölümünü boş bırak, bilmem kaça sms gönder gibi oldu ya neyse.

Haydi hoşça kalın:))

Okumak isteyenler için 1.bölüm

43 yorum:

  1. Ha ha ha, anlayıncaya kadar göbeğim düştü ya! 1. bölümü de okumuştum ama dikkatli okumamışım demek ki, bu bölümde jeton zorla düştü bende; hoşuma gitti. Hep bloglarda alışkın olduğumuz bir yazı bekleriz ya hani, ya başından geçmiş bir olay veya gözlem. şartlanıyoruz demek ki, benzer şeyler arıyoruz. Güzel, izleyeceğim gelecek bölümleri. Kaleminize sağlık, hoşça kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahahah:)) Yok yok. Tamamen kurgu:))

      Sil
  2. Ahahah a baya güldüm yalnız 😀 goruyormusun sen sedat beyi 😀 sinek olsaymis daha iyiymiş pislik adam🙈🙈

    YanıtlaSil
  3. Hahaha!Gülümseyerek okudum ya müthişsin.Bu arada dua ettim Allah'a Engin ile aranızı yapsın diye :)
    Yalnız ismin Eda mıydı?Ben Yasemin sanıyordum.
    Son olarak mailini kontrol etmeyi unutmaaa.Öpüyorum kocaman💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahah Allahım:))) Yukarıdaki öykü tamamen uydurma:))) İsmim Yasemin:) Tamam canım

      Sil
    2. Hahaha!Hadi ya.Rezil olduk desene :P

      Sil
    3. Estafrullah:))) Dua etmişsiniz, çok tatlısınız:) Sizin için not ekledim:P

      Sil
    4. Ayy!Çok tatlısın.Teşekkürler :)

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. Sizin gibi değerli öyküler yazan birinden bunu duymak çok güzel:)

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler! Çok mutlu oldum

      Sil
  6. Hain müdürün gerçek yüzü ortaya çıktı:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neyse ki her müdür öyle hain değil:P

      Sil
  7. Harikaydı.👍 Soluksuz okudum diyebilirim.Kaleminize,yüreğinize sağlık.Daha nice yazılarda görüşmek dileğiyle:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler:)))) İnşallah. Sizin yorumlarınızla anlam kazanıyor yazdıklarım

      Sil
  8. :) Bravo güzel bir öyküydü.. eline sağlık Yasemin :)

    YanıtlaSil
  9. Vay alçak müdür :D Kalemine sağlık 😊

    YanıtlaSil
  10. Hahaa :) çok şirin yazmıssın tebrik ederim.Allah karşına hayırlı ENGİNler çıkarsın madem 💕😘 böyle gani gani olsun sen arasindan seç 😁

    YanıtlaSil
  11. her iki bölümede baktım,içtenlikle yazılmış bir roman okudum sanki..usta romancıları aratmamışsınız..tebrik ederim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle yorumlar alınca o kadar mutlu oluyorum ki anlatamam. Bu yorumları hiçbir şeye değişmem. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  12. Mizahi gücünüz çok kuvvetli, efendim. Yazdıklarınızı okurken olayların içinde olup, eğlenme fırsatı yakaladım. Çok yaşayın. Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin gibi bir yazardan bunları duymak çok güzel. Teşekkürler:)

      Sil
  13. Yaratıcı :)
    Sinek olmasını dilediğim bir insan var ama korkuyorum o halde bile "Eyy vızzz" diye başlayabilir.

    YanıtlaSil
  14. Merhaba! :)

    Başta zihninize, sonra da kas ve iskelet sisteminize sağlık diliyorum :) "*" öncesi bölümün biraz uzadığını düşünüyorum, o kısım nedeniyle benim için birinci bölüm kadar akıcı gelmedi. Ortada sıradan olmayan, düşünce yapısıyla da standardın dışına çıkan bir karakter var; ama bir yerden sonra gözlerimin önünde onun yerine sinekler vardı :) (Bir tane de değil!) Kesinlikle daha iyisini yazacak birisiniz :) Umarım en kısa zamanda burada bir öykü daha görebilirim :)

    Güzel günler dilerim!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba:) Ben bunun üzerine bir düşüneyim. Neresi uzamış, diğeriyle farkı ne kafaya yorayım:) Teşekkür ederim. Böyle yorumlarla kendimi geliştireceğim inşallah. Yeni öyküyü en kısa zamanda yazmaya çalışacağım.

      Sil
    2. Merhaba tekrar :) Açıkçası bu yorumu biraz çekinerek yazmıştım. Çünkü genel olarak "eleştiri"ye pek açık değiliz. Bu anlayışlı cevabınız için sevindim. Güzel günler ve de yazılar diliyorum :)

      Sil
    3. Asıl okuduğunuz için ben teşekkür ederim:))) Eleştriye açık olmazsak hep aynı noktada kalırız bence

      Sil
  15. Çok sevdim :)

    Bu arada blogunu takibe aldım. Bana da beklerim...

    www.birsenle.com

    YanıtlaSil
  16. Hahaha harika keyifli bir yazı olmuş :) blogunu yeni keşfettim. Hemen takibe aldim banada beklerim www.nesinblogu.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler:) Ben de ziyarete geldim

      Sil
  17. Yanıtlar
    1. hoş geldiiin:) Ben de diyorum, "kim yok" :)))

      Sil
  18. Harika bir yazı gerçekten. Güldüm baya canımm kalemine sağlık olsun ki bol bol yazılar yayınla bizlere:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle yorumlar her şeye bedel:) İnşallah en kısa zamanda yazacağım. Bu aralar çok yoğunluğum var:(

      Sil
  19. Gözün aydin diyecektim hikayeymis 😊

    YanıtlaSil